Kemeraltı’nın eski sokaklarında bir kez daha tarih kurnazca bir rüzgâra benziyor; 22 yıldır İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri” ile baş başa gelen, el emeğiyle yüzyılları barındıran ustalar bu yıl yine ödüllendiriliyor. 10. günkü sıcak çarşı ortamında, bıçak ustası Hasan Ergenay’ın, def ustası Sami Hosseini’nin ve sıcak demirciliği üç kuşaktır sürdüren Akdemir Ailesi’nin isimleri bir kez daha gazete başlıklarında parladı. Bu ödül, sadece tarihi yapıların değil, yaşayan ustaların da korunması gerektiğini hatırlatıyor; kentin hafızasını taşıyan gerçek bir mirasın geleceğe aktarılmasını sağlıyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 22 yıldır kesintisiz sürdürdüğü Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri, Kemeraltı Çarşısı’nda faaliyet gösteren son usta zanaatkârları ve tüm bu zenginlikleri görünür kılmayı hedefliyor. Bıçak ustası Hasan Ergenay, 1950’de Denizli’nin Yatağan beldesinde dünyaya geldi ve çocuk yaşta babasının yanında bıçakçılığa adım attı. Günümüzde el işçiliğiyle üretilen boynuz saplı bıçakların hâlâ el emeğine ihtiyaç duyduğunu, fabrikasyon ve lazer teknolojisinin bu sanatı tamamen yok ettiğini belirtiyor. Ergenay, “Japonya’da ileri yaştaki kılıç ustalarına büyük değer veriliyor, yarışmalar düzenleniyor ve bu ustalar destekleniyor. Bizde ise çırak yetişmiyor. Sanatı kaybetmek, benim gözümde vatanı kaybetmek gibidir” diyerek, belediyenin verdiği ödülün kendisi için ne kadar kıymetli olduğunu vurguluyor.
Def ustası Sami Hosseini, İran doğumlu ama İzmir’e yerleşen bir sanatçıdır. Diş hekimliği eğitimini yarıda bırakarak, yaşamını müziğe ve geleneksel çalgı yapımına adadı. 2016’da Kemeraltı’da Defxane adlı atölyesini açtı ve def metodu ile tarihçesini kaleme aldığı ilk kitabını yayımladı. 2023’de ise “Lévni Band”i kurarak Kemeraltı’nın çok kültürlü yapısını yansıttı. Hosseini, “Yerel yönetimin yaptığımız işi fark edip bizi onurlandırması çok değerli. Belki bu sayede bir genç enstrüman yapımına ilgi duyar ve bu mesleği sürdürmeye karar verir” diyerek, ödülün motivasyon kaynağı olduğunu belirtiyor. Eşinin de katkısıyla, atölyeyi konserlerin, workshopların ve eğitimlerin yapıldığı yaşayan bir kültür mekâna dönüştürdüler. Akşam saatlerinde sakinleşen Kemeraltı’ya yüzlerce insan gelir; böylece çarşının sadece gündüz değil, akşam da yaşayan bir kültür merkezi olmasına katkı sunuyorlar.
Sıcak demirciliği üç kuşaktır sürdüren Akdemir Ailesi, Ali ve Ömer Akdemir kardeşler, atölyelerinde baltadan kebap şişine, tarım aletlerinden kişiye özel siparişlere kadar tamamen el emeğiyle üretim yapıyor. Sıcak demirciliği babasından, amcasından ve dedesinden devralan Süleyman Akdemir, “Atölyedeki o şahmerdan makinesinin çalışmasını gördüğümde büyüldüm” diyerek, genç kuşaklara ilham vermeyi hedefliyor. Aile, Almanya, Belçika ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerine mikro ihracat yapıyor; internet siteleri ve sosyal medya kanalları üzerinden yurt dışından gelen talepleri karşılıyor. Akdemir, “İzmir’e gelen turistlerin dükkanımızı görüp ürün talep ettiğinde mikro ihracat kapsamında gönderim yapabiliyoruz” diyerek, kalitelerinin uluslararası arenada nasıl takdir edildiğini anlatıyor.
Her üç ustanın da bu ödülle ilgili duygu ortak: “Tarihi çarşıda mesleklerimizi ve kültürümüzü yaşatmak için bir motivasyon kaynağı” diyerek, ödülün sadece onurlandırmakla kalmayıp, mesleğin hâlâ değer gördüğünü hissettirdiğini söyleniyor. Kemeraltı’nın zengin kültürel mirasını korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak için belediyenin desteği büyük bir öneme sahip. Bu destek, yeni neslin bu sanatı öğrenmesi ve sürdürmesi için bir kapı aralıyor. Bakın, bu kez kimin başka bir ustayı görerek “Kişi, sen de bir gün bu işi yapar mısın?” diye soracak?
Kaynak: Orijinal Haber