12 Eylül’in 46. Yılı: Sağlıkta Darbenin Gölgesi Hala Canlı

12.09.2026 - 14:11
YAYINLANMA
3 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

12 Eylül 1980 darbesinin 46. yıldönümü geldi. Ankara’da Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nin açıklamasına göre, darbenin yarattığı antidemokratik düzenin izleri bugüne taşınıyor. Emeğin, örgütlenme özgürlüğünün ve laikliğin savunulması gerektiği vurgulanıyor. Darbenin, sağlıkta neoliberal dönüşümü başlatıp hekimleri ve halk sağlığını nasıl etkilediği anlatılıyor.

Ankara’da yapılan açıklamada, “12 Eylül 1980 darbesi’nin üzerinden 46 yıl geçti” derken, darbenin sona erdiği, ama düzenin izlerinin hâlâ sürdüğü söz konusu. “Ekonomik ve toplumsal düzenin izleri bugün de yaşamaya devam ediyor” ifadesiyle, işkencenin, hukuksuzluğun ve baskının devlet politikası haline getirilmesi anlatıldı.

Darbe sonrasında Türk Tabipleri Birliği kapatıldı, yöneticileri ve üyeleri yargılandı. Prof. Dr. Nusret Fişek ve diğer Merkez Konseyi üyeleri, idam cezasına karşı çıktıkları için yargılanmış. “Hekimlik değerlerinin gereği olarak” derken, TTB “yaşam hakkını, hekimlik değerlerini ve insan haklarını savunmaktan geri adım atmadı” diyerek, meslek örgütü üyeliğinin zorunlu olmaktan çıkarılmasının örgütlülüğü zayıflattığını söyledi.

12 Eylül’in zemin hazırladığı neoliberal dönüşüm, sağlık alanında da kendini göstermiş. Sağlık “giderek piyasanın konusu haline getirilmesi”, “kamusal sağlık hizmetlerinin aşındırılması”, “sağlık emekçilerinin güvencesizleştirilmesi” ve “hekimlerin mesleki bağımsızlığının zedelenmesi” bugün yaşanan sorunlarla bağlantılı. Hekim emeğinin performans ve rekabet ilişkilerine sıkıştırılması, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve hekim göçü bu politikaların sonuçları.

“Darbeler karşı demokrasiyi savunuyoruz” diyerek, TTB’nin “halk sağlığı sorunudur” ve “barış, demokrasi temel halk sağlığı koşullarıdır” mesajı açıklandı. “12 Eylül’le gerçek bir hesaplaşma, darbenin yarattığı antidemokratik düzenin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür” ve bunun yolu; emeğin, örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması, laikliğin ve bilimin savunulması, halk iradesine saygı gösterilmesi ve kamu kaynaklarının toplum yararına kullanılmasıdır.

Bunları anlatırken, TTB “darbelere karşı demokrasiyi, baskıya karşı özgürlüğü, sömürüye karşı emeği, piyasaya karşı kamusal sağlık hakkını, ayrımcılığa karşı eşitliği, savaşa karşı barışı savunuyoruz” diyerek 12 Eylül’ü unutmadık, unutturmayacağız.

İnsan hakları, sağlık hakkı, demokrasi ve eşitlik konularının nasıl bir arada var olduğunu hatırlatıyor. Bir sonraki yılla ne gibi değişiklikler göreceğiz diye soruyor, geleceğe dair merak uyandırıyor.

Kaynak: Orijinal Haber

admin
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
23

Yorum Yap

12 Eylül’in 46. Yılı: TKP’ye Göre Yeni Anayasa Mümkün Değil

12.09.2026 - 13:31
YAYINLANMA
2 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

ANKARA, 12 Eylül 1980’ün 46. yılının hatırası anısına bir haber gitti. TKP, Ankara’da bir açıklama yayınladı. Burda, “İktidarlar değişmiş ama düzen korunmuş ve güçlendirilmiş” dediler. Söz bu, adamlar damadı, herkes ne demiş? Bu 46 yıl sonra, 12 Eylül’ü sürdürenler yeni anayasa yapamaz… diye vurgu yaptı.

Açıklamada, AKP’nin 12 Eylül’le hesaplaşmadığı söyleniyor. Onlar, 12 Eylül’ün açtığı yolda yürümeye devam ediyor. Burda, “Türkiye’nin ihtiyacı makyaj değil, eşitlikçi bir düzendir” diye de. Hani, bu ne demek? Dönüşüm yok, sadece devam var. Akımın akı, ortadan çıkmaz.

Darbe, işçi sınıfının örgütlenmesini dağıttı, devrimcileri ezdi. Patronlar, tekelleriyle ülkeyi açtı. Şimdi işçiler sendikasız, güvencesiz, düşük ücretlerle çalışıyor. Kamu işletmeleri, kaynakları patronlara devrediliyor. Eğitim dinselleştiriliyor, tarikatlar devletin her kurumuna yerleşiyor. Gençler geleceksizliğe mahkum, 12 Eylül’ün izi her yerde.

Şu anki durum, TKP’ye göre 12 Eylül düzeni sona ermemiş. İktidarlar değişmiş ama düzen güçlenmiş. AKP, 12 Eylül’ün yolunu izlerken, piyasacı programını ileri taşımış. İşçilerin hakları gasp edildi, laiklik tasfiye edildi, ülke emperyalizme daha bağımlı hale geldi. Bu konuyu anlatırken, bir gül bahçesine çevirmeye çalışıyorlar. Açıkçası, anlamak zor.

AKP’nin yeni anayasa yapma hakkı yok. Meşruiyet, ehlik, meşruiyet yok. Kapalı kapı görüşmeleri, halktan saklanan pazarlıklar, neyi tartışacakları bile belli değil. Emekçilerin geleceği, holdinglerin, tarikatların ve emperyalist merkezlerin çıkarına göre şekillenemez. Bu, TKP’nin söylediklerinin özü.

Türkiye’nin ihtiyacı, 12 Eylül düzenine yeni bir anayasa makyajı değil. İşçilerin örgütlenme, siyaset yapma ve hak arama özgürlüğü, laikliğin egemenliği, kaynakların toplum yararına kullanılması, bağımsızlık ve egemenlik esasına dayanan eşitlikçi bir düzendir. Şu anki iktidar, bu ihtiyacı görmüyor.

Bakın, ne oldu? Ne zaman olacak? 12 Eylül’in 46. yılına denk gelen bu açıklama, hala bir tartışma yarattı. Gelecek ne olacak, şimdi bakıyoruz…

Kaynak: Orijinal Haber

ETİKETLER: 12 Eylül TKP
admin
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
0

Yorum Yap