Samsun’da 12 Eylül 1980 Darbesi 46. Yıl Protestosu: Darbe Hukuku Gidiyor, Biz Kalıyoruz

12.09.2026 - 23:40
YAYINLANMA
5 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Samsun’da 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46’ncı yılında protesto yürüyüşü düzenlendi. Samsun Devrimci 78’liler Derneği Başkanı Cahit Kolukısa, “12 Eylül’ün 46’ncı yılında unutmadık, kaldığımız yeri. Son sözümüzü söylemedik daha. Bu hesabı kapatmadık” dedi. Dernek üyeleri, Samsun Öğretmenevi önünde bir araya gelerek Çiftlik Caddesi boyunca sloganlar eşliğinde yürüdü. Akbank Çiftlik Şubesi önünde basın açıklaması yaptı, darbenin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen darbe rejiminin ve hukukunun farklı biçimlerde sürdüğünü savundu.

Kolukısa, “12 EYLÜL’ÜN FAŞİST GENERALLERİ HESAP VERMEDEN ÖLDÜLER” diyerek, 12 Eylül’in Türkiye’yi emperyalist sermayenin ucuz iş gücü pazarı haline getirmeyi amaçlayan politikaların hayata geçirilmesi için yapıldığını belirtti. “Bundan tam 46 yıl önce, Türkiye’yi emperyalist sermayenin ucuz iş gücü pazarı haline getirmek isteyenlerin planı, 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesiyle yürürlüğe kondu. 24 Ocak Kararları ile ülkemizi vahşi neoliberal kapitalizme entegre etmek isteyen sermaye odakları ve onların yerli işbirlikçileri; başta sendikal mücadele olmak üzere toplumun tüm örgütlü ve ilerici dinamiklerine savaş açtılar.” 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 230 bin insan sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 517 kişiye idam cezası verildi, 50 yurttaş darağacına gönderildi, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, en az 171 kişi işkence tezgâhlarında katledildi, belgelendi.

Darbe döneminin gerçek anlamda hesaplaşılmadığını belirten Kolukısa, “12 Eylül’ün faşist generalleri hesap vermeden öldüler. Yargılamalar düşürüldü, işkence davaları kapatıldı, taleplerimiz reddedildi. Darbe hukukunun işlediği mahkemelerin verdiği kararlar üst mahkemelerce onaylanıp davalar kapatıldı. İşkenceciler, devlet kademelerine yönetici olarak atanıp ödüllendirildiler” diye konuştu. İktidara gelen hükümetlerin darbecilerle hesaplaşmak yerine darbe hukukundan yararlandığını iddia etti. “Bizler de darbe hukuku ve giderek artan baskılar karşısında, 12 Eylül faşist darbesinin üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen bir hesaplaşma iklimi yaratamadık” dedi.

Kolukısa, darbenin temel hedefinin işçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin hak arama yollarını kapatmak olduğunu savunarak şöyle devam etti: “12 Eylül darbesinin esas hedefi çok açıktı: Türkiye işçi sınıfının, emekçilerin ve ezilenlerin hak arama yollarını kapatmak; sermayenin diktası altındaki sömürü düzenini baskı ve zorbalıkla kurumsallaştırmak. Grevlerin yasaklandığı, sendikaların kapatıldığı, sendikacıların tutuklandığı o süreç; bugün milyonlarca emeklinin sefalet aylıklarına ve açlık sınırının altındaki bir yaşama mahkûm edilmesinin de zeminini hazırlamıştır.” Türkiye’de işsizlik ve yoksulluğun giderek derinleştiğini, gençlerin gelecek kaygısıyla yurt dışına gitmek istediğini belirtti. Gazetecilerin, siyasetçilerin, belediye başkanlarının, akademisyenlerin, öğrencilerin, öğretmenlerin ve muhaliflerin cezaevlerinde olduğunu söyledi.

“Örgütlenme hakkımızın engellenmesiyle, iktidarın kanun, yasa, hukuk tutumu ile halkın iradesini temsil eden seçilmiş belediye başkanlarının yerine sarayı ve diktatörlüğü temsil eden kayyumların atanması, belediye başkanları ve meclis üyelerinin tutuklanması ya da tehdit ve şantajla transfer edilmesi, asılsız ihbar ya da gizli tanıklarla davalar açılıp mahkûmiyet kararları verilmesi kabul edilemez. En hafif deyimle bu, halkın iradesini tanımamaktır” diyerek, eğitim ve sağlık alanındaki uygulamaları da eleştirdi. Bilimsel yaklaşımın yerini siyasi yaklaşımların almaması gerektiğini belirtti.

Yeni anayasa tartışmalarına da değinen Kolukısa, “12 EYLÜL REJİMİ YENİDEN TAHKİM EDİLİYOR” diyerek, ülkenin yerüstü ve yeraltı zenginliklerinin uluslararası sermaye ve yerli işbirlikçilerine aktarıldığını savundu. “Ülkenin yerüstü ve yeraltı zenginlikleri, tarihi değerleri uluslararası sermaye ve yerli işbirlikçilerine peşkeş çekilirken emekçinin alın teri çalınıyor. Açlık sınırının çok altında kalan asgari ücret ödenmiyor. Her türlü hak arama mücadelesi baskı, şiddet ve cezalarla engelleniyor” diye ekledi.

İnsan hakları, barış, demokrasi ve basın özgürlüğü alanında ciddi sorunlar yaşandığını belirten Kolukısa, 12 Eylül rejiminin günümüzde yeniden güçlendirildiğini öne sürerek, “12 Eylül faşist darbesinin 46’ncı yılında gördüğümüz bu tablo, 12 Eylül’ün devam ettiği, hem de yeniden tahkim edilerek AKP eliyle sürdürüldüğü anlamına gelir. O gün ‘Bizim çocuklar başardı’ diyenler bugün de başarılarının devamını sağlayıp zulmü, zorbalığı, savaşı, katliamları fırsata çeviriyorlar” dedi.

“Biz devrimciler, bizlere emanet edilen direnme ve dayanışma kültürünü yaşamlarımıza geri çağırıyoruz. Omuz omuza direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz özgürlük ve demokrasi, eşit yurttaşlık hakkı ve çatışmasız bir ülkede barış içinde yaşamak istiyoruz. Gençler için güvenli gelecek, kadınların emeğinin yok sayılmadığı, kadına şiddetin, kadın katliamlarının sona erdiği bir dünya istiyoruz” diyerek, “Bakalım bundan sonra ne olacak?” diye sorarak bitirdi.

Kaynak: Orijinal Haber

admin
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
18

Yorum Yap