Devlet Su İşleri (DSİ) raporuna göre baraj doluluk oranları geçen yılın ortalamasından 27 puan artarak 68,9% oldu, yağışların yüzde 75,4 artmasıyla birlikte 38,9 milyar metreküpten 65,2 milyar metreküpe yükseldi, bu da su seviyelerini kanın tutmasını sağlıyor. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise, bu verileri değerlendirirken baraj doluluklarının yağışların yanı sıra işletme koşulları, su tüketimi ve havza özelliklerinden etkilenebileceğini söylüyor, ama suyun aynı oranda barajlara ulaşmadığını vurguluyor.
İstanbul’da baraj doluluk oranı 44,3’ten 46,9’a yükseldi, Ankara’da 11’den 32,8’e, İzmir’de ise 4,3’ten 39,6’ya çıktı. Bu artışların farklı şehirlerde farklı sebeplere dayandığını belirten Kadıoğlu, İzmir ve Ankara’daki yüksek artışların başlangıç seviyesinin düşük olmasından kaynaklandığını söylüyor. İstanbul’da su tüketiminin yüksek olduğu, suyun depolanmadan tüketime gittiğini, Bursa’da ise sanayi talebinin baskı yarattığını anlatıyor.
Kadıoğlu, uzun süreli kuraklığın ardından gelen ilk yağışların toprağın nem açığını giderdiğini, kısa süreli ve şiddetli sağanakların ise taşkına neden olarak barajlara ulaşmadan sistemden çıktığını ifade etti. Yaz aylarında sığ rezervuarlarda buharlaşma kaybının arttığını, dolayısıyla baraj doluluk oranlarının tek başına su güvenliği ölçütü olmadığını söyledi.
Su güvenliğinin yalnızca iklim değişikliğiyle açıklanamayacağını vurgulayan Kadıoğlu, kentlerin su bütçesi ve taşıma kapasitesi gözetilmeden büyütülmesi ile havzaya uygun olmayan ürün desenlerinin sürdürüldüğünü, su arz-talep dengesini bozduğunu söyledi. Kuraklık izleme, erken uyarı ve müdahale planlarının oluşturulması gerektiğini belirtti, su kısıtlamalarının kaynaklar tükendikten sonra değil, önceden belirlenen kritik eşiklerin aşılmasıyla başlatılması gerektiğini ifade ediyor.
İzmir’de baraj doluluklarının 4,3’ten 39,6’ya çıkması, su sorununun çözüldüğünü değil, geçen yıl ne kadar tehlikeli bir noktada olduğunu gösteriyor, bakayım bundan sonra su yönetimi nasıl şekillenecek?
Kaynak: Orijinal Haber