Sezgin Tanrıkulu, Ankara’da bir basın toplantısında borsada son aylarda oluşan 525 milyar liralık zarardan bahsetti. Diyarbakır Milletvekili, 500 binden fazla küçük yatırımcının mağdur olduğunu iddia ederek, bu zararın hesabının hem siyaseten hem de hukuken hem de idari olarak sorulacağını söyledi. Tanrıkulu, 4 Kasım 2025’te Maliye Bakanı tarafından da gündeme getirilen bu olayın, 131 fon şirketinin 297 milyar lira değerinden 822 milyar lira değere çıkmasıyla ortaya çıkan farkın 525 milyar lira olduğunu açıkladı. Olayın nasıl gerçekleştiği üzerinde dururken, “Borsa, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın denetiminde, siyasi sorumluluk var” diyerek, AK Partinin hükümette sorumlu olduğunu vurguladı. Birincil sorumluluğu ise Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında idare eden başkan ve yönetim kurulu üyelerinde görmeye bakıyor. Bu kişilerle ilgili herhangi bir gelişme olmadığını belirtti.
Borsa krizinin detaylarına incelendiğinde, 131 fon şirketinin değerinin 4 Haziran’da 4,5 milyar liradan 35 gün sonra 282 milyar liraya çıkması, Otokar’ın 292 milyar lira değerine ulaşması gibi örnekler veriliyor. Tanrıkulu, bu değişimlerin açıklanamaz olduğunu söyleyerek, bazı fonların değerinin %4 bin artışla yükseldiğini belirtti. Gözaltına alınan fon başkanının da, “Vallahi ben de şaşırdım ama aslında sermaye sahibi olarak da hoşuma gitti” diyerek durumu hafiflettiği ifade edildi. Bu durum, 500 binden fazla küçük yatırımcının zarar gördüğü gerçekliğini daha da körüklüyor.
İlginç bir şekilde, Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmada, kamuoyunun tanıdığı akademisyenler ve iş insanları gözaltına alındı. Tanrıkulu, bu artışların dikkat çekmediğini işaret ederek, “Siyasi sorumluluk yok, hükümetten tık yok” diyerek, sorumluluğun üstlenilmediğini iddia etti. Aynı anda, yasal düzenlemelerin içinde, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun cezai sorumlulukları ve idari sorumlulukları olduğunu belirtti. Nasıl bir düzenleme, kimlerin sorumlu olduğunu sorarak, hepsini bir araya getirdiğini anlatırken, “Her şey takip ediliyor” diyerek, olayın şeffaflığını vurguladı.
“Borsa, sermaye piyasasının hükümetin denetiminde olduğu için siyasi sorumluluk var” diyerek, Tanrıkulu, 525 milyar liralık zararın göz yumulma ile oluştuğunu iddia etti. Bu iddianın arkasında, 131 fon şirketinin değeri 297 milyar lira iken 822 milyar lira olan farkı gösterdi. Hiç kimsenin kuşkusu olmaması için, “Bunun hesabı mutlaka sorulacak” diyerek, herkesin bilmesini istedi. Olayın devam ettiği, ayrıntıların netleşmediği bir ortamda, bu açıklamalar, gözlemlenen işaretleri daha da belirginleştiriyor.
Bununla birlikte, Tanrıkulu, “Küçük yatırımcıların zarar gördüğü, hükümetin sorumluluk almadığı” yönündeki iddialarıyla, bu durumun üzerine daha fazla soru işareti koydu. Siyasi, hukuki ve idari sorumlulukların çok katmanlı olduğunu, ancak henüz bir adım atılmadığını belirtti. “Hükümetten tık yok” diyerek, sorumluluğun üstlenilmediğini duyurdu. Olay yerinde bir gazetecinin gözünden, bu derin bir sorumluluk eksikliğinin izleri, gözlemlenebiliyor. Ne zaman bu sorumluluk sorulacak, kimler sorumlu tutulacak, bu soruların cevabı henüz belirsiz. Bakalım bundan sonra ne olacak?
Kaynak: Orijinal Haber