Öne Çı
Eğitim-İş, Ankara’da TBMM Genel Kurulu’nda “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ni konuşarak, kalıcı toplumsal barışın terör örgütleri değil, milletin kendisi ve meşru anayasal kurumlardır demiş. Söz konusu çerçeve yasa, öğrenciler pankart açtıkları, sendikacılar eylem yaptıkları, gazeteciler yazdıkları bir dönemde gündemde; ama netti, milletin barış için kimle anlaşması gerektiğini vurguluyor. Bakın, kimse terör örgütü diyosa, o zaman da milletin kendi yasal düzenini kullanması gerekiyormuş, o kadar da basit.
İşte orada, Eğitim-İş temsilcisi sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Hukukun demokratik haklarını kullanan yurttaşa karşı bir baskı aracına dönüştüğü bir ülkede, terör örgütü mensuplarına özel hukuk düzenlemeleri yaparak ‘toplumsal barış ve bütünleşme’ sağlanamaz” diye dedi. Diğer yandan da, “Bugün öğrenciler pankart açtıkları, sendikacılar anayasal haklarını kullanarak eylem yaptıkları, gazeteciler yazdıkları, yurttaşlar sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturulabilmekte, gözaltına alınabilmekte ve tutuklanabilmektedir” diye tekrarladı. O zaman da, “Seçilmişler hakkında yargı kararı kesinleşmeden görevden alma ve tutuklama tedbirleri uygulanabilmektedir” diyerek, hukukun değişmezliğini vurguladı.
Çerçeve yasa, PKK/KCK gibi terör yapılanmalarını esas alıyor ve örgüt mensupları için özel hukuki sonuçlar doğuruyor. Eğitim-İş, bu durumu “tek teknik bir hukuk meselesi” olarak göremez, çünkü egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu bir Cumhuriyette, terör örgütünü siyasi hesaplara bağlamak kabul edilemez. Madem ki, “Kalıcı toplumsal barışın muhatabı terör örgütleri değil, milletin kendisi ve meşru anayasal kurumlardır” dedi, bu da barışın temelini halkın kendi yasal haklarına dayandırıyor.
Şu an, öğrenciler pankart açıyor, gazeteciler yazıyor, sendikacılar eylem yapıyor; ama bu eylemler, “hukukun demokratik haklarını kullanan yurttaşa karşı” bir baskı aracına dönüştüğünde anlamsızlaşıyor. Eğitim-İş, “Hukuk kişiye, örgüte ve iktidarın dönemsel hesaplarına göre değişemez” diyerek, barışın ilk şartının herkes için hukuk, demokrasi ve özgürlük olduğunu hatırlattı. Bununla birlikte, “Terörün tamamen sona ermesini ve silahların susmasını istemek başka; hukuku siyasi ihtiyaçlara göre eğip bükmek başkadır” diyerek, hukukun siyasi taktiklerden bağımsız kalması gerektiğini söyledi.
Bakalım bu çerçeve yasa, milletin kendi barışını kurma çabalarını nasıl şekillendirir. Eğitim-İş’in bu açıklaması, karşıt görüşlerin de dikkatini çekti; çünkü PKK/KCK gibi örgütlerin içindeki üyeler için özel düzenlemelerin, toplumun adalet duygusuyla bağdaşmadığını iddia ediyor. Ne var ki, bu tartışma, milletin kendi yasal kurallarını koruma hakkını ön plana çıkardı.
Kaynak: Orijinal Haber