Semra Dinçer, CHP Genel Başkan Yardımcısı, Altan Tan’ın “Ali’siz ateist sözde Aleviler” ifadesine sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Dinçer, sözleri “nefret siyaseti” olarak nitelendirdi. Bu olay, Ankara’daki CHP merkezinde, gazetecilere haber verdiği sırada yaşandı. Dinçer, Tan’ın ifadesinin Alevi toplumunu inancı üzerinden sorgulamak ve Nusayrileri kimliği üzerinden hedef göstermek olduğunu belirtti. Bu, düpedüz nefret siyasetidir, diyor.
Dinçer’in tweetinde, “Alevi toplumunu inancı üzerinden sorgulamak, Nusayrileri kimliği üzerinden hedef göstermek ve bir toplumu ‘katledilmesi gerekenler’ olarak tarif etmek ifade özgürlüğü değildir.” yazdı. Bu sözlerin, Altan Tan’ın “Ali’siz ateist sözde Aleviler” diyerek Alevileri inancı, siyasi görüşü ve yaşam biçimi üzerinden sınıflandırması kabul edilemez. Tan’ın bu tavrı, dinçer’in gözünde “bu ülkenin hiçbir yurttaşı inancı, mezhebi, kimliği nedeniyle hedef gösterilemez” dediği gibi, tıpkı bir nefret kampanyası gibi.
Dinçer, “Alevilerin kim olduğunu, neye inanacağını ve nasıl yaşayacağını belirlemek hiç kimsenin haddine değildir.” diyerek, Alevilerin kimliklerinin ve inançlarının kişisel mesele olduğunu vurguladı. Tan’ın “makbul” ve “makbul olmayan” diye ayırmaya çalışanların, ekranlardan bir topluluğu hedef gösterdiğini açıkça söyledi. Dinçer, bu konuşmanın, Alevi kimliğine sahip bireylerin haklarını sarsan bir nefret söylemi olduğunu belirtti.
Altan Tan’ın bu ifadesi, Alevi topluluğunu hedef alan bir nefret söylemi olarak değerlendirildi. Dinçer, “Alevi toplumunu inancı üzerinden sorgulamak, Nusayrileri kimliği üzerinden hedef göstermek ve bir toplumu ‘katledilmesi gerekenler’ olarak tarif etmek” ifadesini, ifade özgürlüğünün ötesinde bir saldırı olarak nitelendirdi. Bu, Alevi kimliğini küçümseyen ve ayrımcılığı yüceltmek isteyen bir söylem olarak, Dinçer’in gözünde “nefret siyaseti” olarak tanımlandı.
Gelişmeler devam ediyor. Dinçer’in açıklamaları, Alevi toplumunun haklarını korumaya yönelik bir adım olarak görülüyor. Tan’ın ifadesiyle ilgili kamuoyu tepkileri, sosyal medyada da yankı buluyor. Bu olayın, Türkiye’deki dini ve etnik hassasiyetlerin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdiği söyleniyor. Bakalım bundan sonra ne olacak?
Kaynak: Orijinal Haber