(İstanbul) – Çatalca Film Festivali’nin kapanış gecesinde yönetmen Yüksel Aksu, sinemanın güçlü bir kültür ve tanıtım aracı olduğunu vurgulayarak, “Bir tane ben sinemacı çıktım ama bütün Muğla’yı dünyaya tanıttım. Bunu birkaç milyon dolara yapamazsınız” diyerek takdir topladı. De, festivalin 1. yılı için giriş yaptı, katılımcılarla dolu olan oturumda sinemanın kentleri ve ülkeleri dünyaya tanıttığına dikkat çekti.
Aksu, Muğla’nın kültürel mirasını örnek göstererek “Bir tane ben sinemacı çıktım ama bütün Muğla’yı, bütün dünyaya tanıttım. Bu, birkaç milyon dolara yapamayacağınız bir şeydi” diyerek, sinemanın tanıtım gücünü öne çıkardı. Sokağa çıktıda, festivaldeki kısa film yarışmasının 10 finalistini gördüğünde “Gördüğüm en organize festivallerden biri. Bunu çok samimiyetle söylüyorum” dedi. Önemli bir nokta, sinemanın sadece sanat değil, aynı zamanda bir tanıtım aracıdır.
Kısa filmin uzun metraja çıkmak için bir basamak olmadığını savunan Aksu, “Kısa film, uzun metraja çıkmak için bir basamak değildir. Bu doğru bir algı değil. Kısa film bir türdür” diyerek, 1990’lı yıllardaki zorlukları hatırlattı. O zamanlar bir kamera ve montaj olanağına ulaşmak “çok zor” diyen Aksu, bugün cep telefonuyla dahi bir hikâyenin filme dönüştürülebileceğini belirtti. Teknolojinin gelişmesiyle film üretiminin erişilebilirliği arttığına dikkat çekti.
Sinemanın tanıtım gücüne vurgu yapan Aksu, “Bir ülkeyi fiziksel olarak ziyaret etmeden, o ülkenin filmleriyle insanlarını, kültürünü, dilini ve gündelik yaşamını tanıman mümkün” diyerek, sinemanın turistik bir geziden öte bir kültürel deneyim sunduğunu söyledi. Amerikan sinemasının hafızayı nasıl şekillendirdiği konusundaki görüşleri, Yaşar Kemal ve Adana örnekleriyle destekledi. Sinemada gençlerin eğitimine önem vererek “Çocukların yalnızca film izlemesinin değil, bir filmin nasıl okunacağını ve nasıl izleneceğini öğrenmesinin de önemli” dedi.
Aksu, Çatalca’nın göç ve mübadele hafızasına değinerek “Gelecek yıllarda göç ve sürgün temalı uluslararası bir kısa film yarışması oluşturulabilir” önerdi. Oberhausen’i örnek göstererek “Çatalca’nın tarihi, doğası ve sinemayla ilişkisi güçlü bir potansiyele sahip” demişti. Festivalin kentin tarihsel kimliğinden beslenen özgün bir yapıya kavuşabileceğini vurgulamıştı.
İçinde yer alan bu önerilerin, yerel ve merkezi yönetimlerin sinema kültürünü bir kamu politikası olarak ele alması gerektiğini savundu. “Belediyeler park, köprü, altyapı ve spor alanlarına yatırım yapar; siz de kültür ve sinema yatırımlarına odaklanmalısınız” diyerek, gençlerin kültürel gelişimini bir kamu hizmeti olarak nitelendirdi. İnanır mısınız, bu bir yatırımın gelecekte ne kadar etkili olacağını görüyor musunuz?
Kaynak: Orijinal Haber