İstanbul’da bir haberci gibi, Eskişehir’in kalbine sığındım. Seçim hırçınlığıyla dolu sokaklardan, yeni parti milletvekili İbrahim Arslan’ın “Konforlu alanlarda siyaset yapmayacağız” lafıyla dolu bir gün geçirdim. Kıyafetim dışarıda, aklım da içerde, bu yolda hızlıca ilerlemek gerekiyordu, yoksa haber civarına girmeyeceğim.
Arslan, Eskişehir’de dört milletvekili çıkacak dedikçe, sokağa açılan sesler yükseldi. Polisler de, “Bu kadar’ın” öyle, “dört milletvekili” diye tek bir cümleyle açıklama yaptı. Bir yanda araştırma kuruluşları da veri topluyor, diğer yanda Arslan da “birinci parti olacağız” diye çığlık atıyor. Şimdi, milletvekili sayısı 7’yi aşacak mı? Bilinmiyor, ama sen de bu soruya cevap arıyorsan, gözünü aç.
Bununla birlikte, Arslan “Konforlu alanlarda siyaset yapmayacağız” diyerek, halkla doğrudan temas kurmayı planlıyor. “Salonlardan, üstenci bakışlarla oturduğumuz konforlu alanlardan değil, halkla göz teması kurarak, dokunarak, hissederek siyaset yapacağız” diye söz verdi. İşte bu söz, sokaklarda yankı buldu; “Bu bizim için bir değişiklik mi?” diye soran vatandaşlar, Arslan’ın yanıtını merak etti.
Eşsiz bir örgütlenme sistemi tasarlıyorlar. Yatay ve dikey örgütlenmelerden bahsederek, “sendikalarla, meslek örgütleriyle, ilçe meclisleriyle iş birliği içinde olacağız” dedi. Bu, sadece parti içinde değil, toplumun her kesiminde bir ses oluşturmayı hedefliyor. “Üye dokumuzu açıyoruz, üye olmasın dahi politikalarımıza dahil olacağız” dedi Arslan. Ne yazık ki, bu planın gerçek hayatta ne kadar işe yarayacağını göreceğiz.
Bakın, bu yeni parti yaklaşımı bir yandan “Eskişehir’de dört milletvekili” ve “Türkiye’de birinci parti” hedeflerini vurgularken, diğer yandan “ittifakların seçimin matematiğini etkileyeceği” tehlikesiyle de yüzleşiyor. Ne zaman, nerede, nasıl? Sadece bir soru olarak kalıyor: Bu yeni siyasi dalga, Eskişehir’in geleceğine ne kazandıracak? Gelişmeleri takip ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber