(ANKARA) – 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun, çerçeve yasa konusundaki eleştirisini sert bir dille dile getirdi. Sözlerini “Barış” adı altında sunulan çerçeve yasa, hukukun temelini tersine çeviriyor dedi. Bakın ne oldu, olay yerinden, sokağa çıktı da, biz de takip ediyoruz.
Olgun, açıklamasında “BARIŞ GÜNÜ’NÜ SÖZDE BARIŞ SÜRECİ OLARAK ADLANDIRYAN SÜRECİN GÖLGESİNDE İDRAK EDİYORUZ” diyerek, resmi gazete’de yayımlanan çerçeve yasayı “sözde barış süreci” olarak nitelendirdi. Sözde barış süreci, halkın vicdanına derin bir yanılsama yaratıyor; savaş kavramının kendisini de ki, “Savaş” dedi, ama aslında kimse kavramı tam olarak anladı mı? Bir devletin içindeki terör örgütüyle mücadelesi, 1949 Cenevre Sözleşmeleri’nden yola çıkarak uluslararası nitelikte olmayan silahlı çatışma olarak sınıflandırılıyor, ama bu durum da “savaş”tan farklı, değil mi?
İlk maddede “Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” diye yer alıyor, 5. ve 14. maddeler ise bütünlüğü koruma ve bölücü faaliyetleri yasaklama ilkelerini anlatıyor. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nun 1314. maddesi de bu tabloyu netleştiriyor. Öyle ki, devlete karşı silah başkaldıran örgütle mücadele, “savaş” değil, “isyan”ın bastırılması, meşru otoritenin yeniden tesisidir. Biz de öyle mi anladık?
Olgun, Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini bir devlet felsefesi olarak benimsediğini vurguladı. “Hakiki barışın ancak hukukun üstünlüğü ve kavramların yerli yerinde kullanılmasıyla inşa edilebileceğine inanıyoruz” dedi. İktidar partisi, süreci “savaş ve barış” ikilisi üzerinden sunuyorsa, 1907 tarihli Lahey Sözleşmeleri’nden bu yana uluslararası hukukun genel ilkeleri, çatışmayı başlatan tarafın sorumluluğunu öngörüyor. “Jus post bellum” ilkeleri, başlatan tarafın sorumluluğunu vurguluyor, ama biz de buna bakarken, çerçeve yasa bunu tersine çeviriyor, değil mi?
Sonunda Olgun, “Bugün barış adı altında sunulan bu çerçeve, hukuki sorumluluğu ve mağduriyet dengesini tersine çeviren bir dil üzerine inşa edilmiş. Dünya Barış Günü’nün özüyle de, hukuk devleti ilkesiyle de bağdaşmıyor” diyerek konuyu kapattı. Sanki bir şeyler eksik gibi hissediyor, ama aslında bu, dolayısıyla “barış” kavramının ne demek olduğunu yeniden soruyor. Bakalım bundan sonra ne olacak, ne anlatılacak?
Kaynak: Orijinal Haber