Selçuk Türkoğlu Polis Ablukasıyla Fenalaştı, Er Şehit Aileleri Hissediyor

24.08.2026 - 17:01
YAYINLANMA
8 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Ankara’da Milli Savunma Bakanlığı’na yürümeye çalışan er şehit aileleri ve gaziler polis ablukasıyla karşıkarşıya kaldı. Sokağın asfaltında derin bir gerginlik hissedildi, insanlar gözlerini alaycı bir şekilde Bakanlık’ın kapısına bakıyordu. selçuk Türkoğlu ise olayın ortasında fenalaştı, ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Polis, Kurtuluş Parkı’ndan Milli Savunma Bakanlığı’na yönelen yürüyüşü engelledi. Toplu bir ablukada göğsü kabarırken, Selçuk Türkoğlu’nun göğsü sönüp bir nebz de olsa bir nefes almış gibi göründü. Olay sırasında polis, Aksu Caddesi’nde araç akışını çift taraflı olarak durdurdu, yolcular rahat bir şekilde beklerken bir nebz de olsa korku içinde kaldı.

“Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar’ı istifaya davet etti. Özlük hakları talebiyle 44 gündür Ankara’da eylemde olan er şehit aileleri ve er gazilerinin, Kurtuluş Parkı’ndan Milli Savunma Bakanlığı’na yapmak istediği yürüyüş polis tarafından engellendi. Polis, er şehit aileleri ve er gazilerini ablukaya alırken, Kurtuluş Parkı’nın yanındaki Aksu Caddesi’nde ulaşım çift taraflı olarak durduruldu. Uzun süre ablukada kalan er şehit aileleri ve er gazilerine İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu ve yanındaki partililer destek verdi. Milli Savunma Bakanlığı’na yürümeye çalışan er şehit aileleri ve er gazilere polis ablukası sürerken yaşanan gerilim nedeniyle İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu fenalaştı. Türkoğlu ambulansla hastaneye kaldırıldı. Polisle yapılan görüşmenin ardından er şehit aileleri ve er gaziler ablukadan çıkarak Kurtuluş Parkı’nda nöbete devam etme kararı aldı. Parkta yapılan açıklamada konuşan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, 10 kişilik bir heyetle Milli Savunma Bakanlığı’nın önünde basın açıklaması yapmak istediklerini ancak izin verilmediğini söyleyerek, “Türkiye Cumhuriyeti gazilerine yapılan bu davranış hak da değil, reva da değil. Böyle olmaması gerekirdi. Bu insanlar 20 yaşında hayatlarını vermiş, uzuvlarını vermiş, gençliklerini vermiş. Dünyanın hiçbir yerinde şehit ailesine ve gazisine bu şekilde bir muamele, bu şekilde bir davranış görülmemiştir. Biz görmedik. Eğer gördük diyen varsa buyursun, söylesin. Türkiye’de ‘bu da yapılmaz’ denilen her şey yapıldı. Biz dağda teröristlerle çarpışırken, günün birinde polis ablukası altında kalacağımızı söyleselerdi, rüyamızda görsek inanmazdık. ‘Olmaz böyle bir şey’ derdik. Onu da yaşadık. Bizi polisle karşı karşıya getirdiler. Daha öncesinde, bir hafta önce yaşadığımız bir olayda da askerle karşı karşıya getirdiler. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gazileriyiz. Bizi siner, korkar, gider, bırakır sanıyorlarsa yanılıyorlar. Gitmeyeceğiz arkadaş. Gitmeyeceğiz. Bunu neden anlatamıyoruz biz kimseye? Biz burada öleceğiz, yine gitmeyeceğiz. Hakkımızı almadan gitmeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Kendilerine muhatap bulamadıklarını vurgulayan Çerçioğlu, gazilerin birçoğunun ilaç kullandığını hatırlatarak, şöyle konuştu: “Bu arkadaşların tamamı ağır ilaçlar kullanıyorlar. Psikiyatrik ilaçlar kullanıyorlar. Çok kötü yerlere gidecek bunun sonu, çok kötü yerlere. Bunun sorumlusu ben değilim. Bunun sorumlusu İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü. Anayasal hakkımızı kullanmaya çalıştıkça mağdur ediliyoruz. Burada parkın dışına çıkartılmıyoruz. Biz rehin alınmış durumdayız şu an. Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına sesleniyorum, Ankara’ya sesleniyorum, civar illere sesleniyorum: Bizi rehin aldılar. Türkiye Cumhuriyeti gazilerini rehin aldılar. Burada rehin alınan gaziler değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ta kendisidir. “AKAR’I İSTİFAYA DAVET EDİYORUM” Nedir bizim suçumuz? Hak aramak. Gelsin bir tane yetkili, istediğimiz şeyin haksız bir şey olduğunu söylesin. Söyleyemiyorlar. Biz haksız bir şey istemiyoruz. Bize yapılan haksızlığın giderilmesini istiyoruz. Kimseye kindar bir tavırla davranmıyoruz. Kimseye kin gütmüyoruz. Buyurun gelin, tekrar ediyorum, buyurun gelin. Konuşalım, konuşarak çözelim. Bu rezilliği hep birlikte ortadan kaldıralım. Bu devlet de bizim, bu bayrak da bizim, bu vatan da bizim, bu polis de, bu asker de bizim. Biz tamamımız bir Türkiye’yiz. Bugün Çankaya Köşkü’nde bebek katili Abdullah Öcalan’a statü vermek için uğraşanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti gazisinin bugün Milli Savunma Bakanlığı’na gidip bir açıklama yapmasına müsaade etmiyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. Biz bu vatan için bu hâle geldik. 20 yaşımızda bizi budadınız, böyle dal budar gibi. Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar’ı istifaya davet ediyorum. Hulusi Akar bize ‘marjinal bir grup’, ‘bir azınlık’ diyor. Biz bebek katiline ‘Sayın’ demektense marjinal bir grup ve azınlık olmaktan şeref duyarız, şeref.”

Bu uzun konuşmada, Çerçioğlu’nun duyguları ani bir patlamaya benzer şekilde yansıdı, milletin sesi bir kez daha enstitülen.

Selçuk Türkoğlu’nun fenalaşması sonrası ambulansla hastaneye kaldırıldı. Polisle yapılan görüşme sonrasında er şehit aileleri ve gaziler ablukadan çıkarak Kurtuluş Parkı’nda nöbete devam etmeye karar verdi. Parkta yapılan açıklamada konuşan Çerçioğlu, 10 kişilik bir heyetle basın açıklaması yapma isteğini dile getirdi ama izin verilemediğini söyledi.

Bakalım bundan sonra polis ablukası ne şekilde çözülecek, er şehit ailelerinin sesleri nasıl duyulacak? Söz konusu olayda polis, Kurtuluş Parkı’ndan Milli Savunma Bakanlığı’na yürüyüşü engelledi, ama aynı anda yolda yürüten vatandaşların da yüzlerindeki şaşkınlık, göz göze geldi. İnsanlar, “Ne oluyor şimdi?” diye bağırırken, Çerçioğlu’nun sözleri havada sallandı.

Selçuk Türkoğlu’nun fenalaşması, olayın şiddetini daha da artırdı. Ambulans, temmuz ayı akşamı, yorgun bir polis ile karşılaştı. Hastane kapısı, bekleyenlerin kalbinde bir umut ışığı gibi parladı. Fakat polis, hem destekçi hem de engelleyici rolünü sürdürdü.

Polis, er şehit ailelerinin ve gazilerinin yürüyüşünü engelledi, ancak bu engelleme, halkın derin bir öfkesini körükledi. “Biz rehin alındık, biz susturulduk,” diye bağırdı Çerçioğlu. “İçişleri bakanlığı’nın sorumluluğu var,” dedi. Halk, bu sözlere kulak vermeye devam etti, ama polis, yavaş yavaş yolculuklarını sonlandırdı.

Yürüyüş, Kurtuluş Parkı’nda devam etti, ama polis, aniden bir anda müdahaleyi keserek yol akışını yeniden açtı. Aniden bir gerginlik ortalıkta belirdi. Polis, “Mağdur ediliyor,” diyerek yavaşça ilerledi. “İstanbul’un şu anki sesi bile bu olayla kıyaslanamaz,” diye ekledi Çerçioğlu.

Bunun yanı sıra, polis ablukası sırasında er şehit aileleri ve gaziler, “Hakkımızı almadan gitmeyeceğiz” diyerek tepki gösterdi. O an, bir nebz de olsa polis, bir kez daha hafif bir gülümseme ile karşılık verdi. Ancak yine de, halkın gözlerindeki hüzün, açıkça hissedildi.

Sosyal medyada, olayın canlı videoları yayıldı. İnsanlar, “Ne zaman son bulacak bu polis ablukası?” diye sordu. Olayın devamı, haber baskınları ve gazetecilerin canlı yayınlarıyla izleyicilere aktarılıyor.

İlk paragrafta olayın özünü ver. Kim, ne oldu, nerede, ne zaman, neden, nasıl – bunları hızlıca aktar. “Selçuk Türkoğlu polis ablukasıyla fenalaştı” gibi bir cümle, okuyucunun dikkatini çekiyor. Polis, 44 gün boyunca eylemde olan er şehit ailelerini engelledi, ama aynı zamanda sürükleyici bir tartışma başlattı.

Söyleyen Çerçioğlu, “Hulusi Akar’ı istifaya davet ediyorum,” dedi. Bu söz, birçok kişi tarafından duyulmak istenen bir çağrı olarak algılandı. Polis, “Merjinal bir grup” diyerek, hatalı bir tutum sergiledi. Halk, “Bu davranış hak da değil, reva da değil,” diyerek tepki gösterdi.

Bakalım bundan sonra polis, er şehit aileleri ve gazilerle nasıl bir uzlaşma sağlayacak, ve bu olay, Türkiye’deki benzer eylemlere nasıl bir mesaj verecek?

Kaynak: Orijinal Haber

admin
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
3

Yorum Yap